| |
Etkin ve modern araştırma için yeterli altyapının sağlanmasında
en önemli adımlardan birinin de fikri haklar rejiminin etkin bir şekilde
uygulanması ve bu hakların aynı şekilde korunmasıdır. Bu sebeple, TRIPS in
etkin uygulanmasının çevresel sorunlara çözüm bulma konusunda
yapılan çalışmaları da hızlandırıp teşvik edeceği bir gerçektir.
Çevreye
zarar verdiği düşünülen sektörlerde teknolojik araştırmalara
patent koruması sağlanmayarak çevreye olan tehdidin bertaraf edilmesi
düşüncesinin doğurduğu sonuçları tüm yönleriyle
incelenmesi gereklidir.
Bazı ülkelerce
sistematik bir ayrımcılığın özellikle yaşam formunu da içeren
biyoteknolojik buluşlarda yapıldığını ve bu ayrımcılığın TRIPS
in 27.1. maddesinin ihlali anlamına gelmektedir. TRIPS in 27.1. maddesi, bir buluşun
nerede yapıldığına, hangi teknolojik alanda yapıldığına ve bulunan
ürünün ithal ya da yerli üretim olup olmadığına göre
yapılabilecek tüm ayrımcılığı yasaklamaktadır.
Özellikle,
patent alma hakkının reddedilmesi, özel mülkiyet haklarının yasadışı
kamulaştırılması olarak değerlendirilmelidir. Bu hakkın reddedilmesi
ancak TRIPS anlaşmasının DTÖ üyelerine izin verdiği kesin
yasal sınırlar içinde olmalıdır.
Madde 27.2,
bir buluşa patent verilmesinin reddedilmesinin, ancak o buluşun kullanılmasının
kamu düzenine veya kamu ahlakına zarar vereceği durumlarda mümkün
olabileceğini belirtmektedir. Bir buluşun patent korumasından hariç
tutulmasına sadece o buluşun çevreye zarar verebileceği gerçeğine
göre karar verilemez. Bu konuda ayrıca belirtilmesi gereken bir nokta da bir
buluşun kullanımının yasaklanmasının o buluşa patent verilmesini engellemediğidir.
Bu sebeple,
Dünya Ticaret Örgütü üyesi bir ülkenin sistematik bir
şekilde belirli bir teknolojik alana patent vermeyi reddetmesi TRIPS'in açık
bir ihlali olarak değerlendirilmelidir.
Bazı sivil
toplum örgütlerinin savunduğu ve sıkça kullandığı
"no patents on life" sloganı, TRIPS Anlaşması'yla çelişmektedir.
TRIPS patent konusundaki hükümleri yeteri kadar açık ve basittir.
Yukarıda da belirtildiği gibi TRIPS'in 27.1. maddesi patent tanınması açısından
teknolojik alanlar arasında herhangi bir ayrımcılık yapılmasını yasaklar ve maddenin
lafzından da anlaşıldığı gibi bu ayrımcılık yapmama ilkesi biyoteknolojik
buluşları da kapsamaktadır. Madde 27.2'te tanınan hak ise hayat formları üzerine
genel bir patent yasağı getiremeyecek kadar dardır. Hayat formlarına patent
vermemenin veya verilmesinin geciktirilmesinin TRIPS'in direkt ihlali anlamına gelmektedir.
Bu sebeple, DTÖ kapsamındaki anlaşmalara imza koyan tarafların bu konuya
azami dikkat göstermeleri gerekmektedir.
Artık herkesçe
iyi bilinmektedir ki bir ürün üzerindeki fikri hak sahipleri teknolojik
yeniliklerle ilgili bilgilerin fikri hakların korunmasıyla ilgili rejimleri yetersiz
olan ülkelere transferine oldukça isteksiz davranmaktadırlar. Bu konu
özellikle kimya ve ilaç sektöründe teknoloji transferinin yapılıp
yapılmayacağı kararının verilmesindeki en önemli faktördür.
TRIPS'in koyduğu minimum standartların etkin şekilde uygulanmasının,
yatırımcıların teknoloji transferi isteğinde bulunan bir ülkeye daha
kolay olumlu yanıt vermesini sağlayacak ve hatta teşvik edecektir.
Teknoloji
transferi konusunda çevresel kaygılarla, fikri haklar hukuku uygulamaları
arasında bir çatışma yaşanmaktadır. Özellikle dünyanın
sahip olduğu genetik kaynakların insanlığın ortak malı olduğu,bu
yüzden bu konuda gerçekleştirilen teknolojik ilerlemenin adil ve
eşit bir şekilde tüm dünya ülkeleri tarafından paylaşılması
gerektiği görüşü ile bütün teknolojik gelişmelerin
fikri hakların konusu olduğu ve bu hakların uluslararası alanda tanınması
gerektiği görüşü neredeyse taban tabana çelişmektedir.
Böyle
bir uygulamanın TRIPS'i ihlal edeceği açıktır. Bu alandaki her patent
talebinin diğer ürünlere uygulanan patent verme kriterlerine göre
değerlendirilmesi gerekmektedir.
Fikri hak
mevzuatlarını etkin olarak uygulamaktan kaçınan ve böyle bir mevzuata
sahip olmayan bazı ülkeler ve çevre örgütleri, çevreyle
dost yeni teknolojilerinin geliştirilmesi halinde, fikri haklar altında korunma
tanınmayıp, tüm dünya ülkelerine eşit bir şekilde dağılmalarının
sağlanması görüşündedir. Bu görüşe göre,
çevrenin korunmasının insanlığın ortak bir sorunu olduğu ve
bu konudaki gelişmenin tüm dünya toplumlarına ekonomik çıkar
gözetilmeden yayılmasının önemli olduğudur.
Ancak,
fikri hakların korunmaması sonucunda çevreyle dost teknolojik gelişmelerin
ve bu konuda yatırım yapanların cezalandırılacağından dolayı herhangi bir
ilerlemenin engellenmesi sonucunu doğurabilir.
Uruguay
Round ve ardından kurulan DTÖ'nün, üye ülkelere diğer
uluslararası ticaret konularında olduğu gibi fikri hak konularında da uluslarüstü
hukuk kuralları getirdiğini ve ticareti engelleyici yerel uygulamaların önüne
geçmektedir. Bu sebeple, her DTÖ üyesi ülkelerin bir bölümünün
bu kurallardan ayrılmaya kalkışması halinde, özellikle gelişmiş
ülkelerin başta DTÖ'deki mekanizmalar olmak üzere karşı
tedbirleri süratle alabilecekleri unutulmamalıdır.
TÜSİAD Sanayi ve Sirket
İşleri Bölümü
|
|