Fikri Haklar Bülteni - 2

 
     
 

"Komşu Hakların" Korunması

 
     
 

Komşu haklar, eser sahibinin eseri üzerindeki maddi ve manevi haklarına zarar vermemek koşuluyla fikir ve sanat eserlerini özgün biçimde icra eden (yorumlayan) icracı sanatçıların, bir icrayı ya da sesleri ilk kez tesbit eden ses taşıyıcısı yapımcılarının ve radyo ve TV kuruluşlarının "eser sahibinin haklarına komşu hakları"nı ifade eder.
Komşu haklar, Türk hukukunda ilk kez, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na (bundan sonra "FSEK"), 07.06.1995 tarihli ve 4110 sayılı Kanunla yapılan eklemeyle düzenlenmiştir (m.80). Bu düzenleme, 26.01.1961 tarihinde Roma'da imzalanmış bulunan "İcracı Sanatçılar, Fonogram Yapımcıları ve Yayın Kuruluşlarının Korunmasına Dair Roma Sözleşmesi"ne dayanır.
Komşu haklarla ilgili olarak, Kültür Bakanlığı tarafından bir de ‘Eser Sahibinin Haklarına Komşu Haklar Yönetmeliği" çıkarılmıştır. (RG 16.11.1997, sayı 23172)
Komşu haklar bakımından, icracı sanatçı ile, sanat eserleri ve folklor eserlerini özgün biçimde yorumlayan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden oyuncular, ses sanatçıları, müzisyenler, dansçılar vb. kişiler anlaşılır.
Komşu hakların korunmasına ilişkin düzenleme, ayrıca ses taşıyıcısı yapımcılarını da korumaktadır. Burada, sözlü ya da sözsüz tüm seslerin ilk tesbitini yapan, bu durumun hukuksal sorumluluğunu üstlenen gerçek ya da tüzel kişiler sözkonusudur.
Eser üzerinde eser sahibinin hakları yanında, komşu hakların korunması bakımından uluslararası ve ulusal düzeyde benimsenmiş belli başlı ilkeler şunlardır: (i) komşu haklar, eser sahibinin eser üzerindeki maddi ve manevi haklarına zarar veremez ve (ii) komşu hak sahipleri, bu hakları kullanırken eser sahibinin haklarını sınırlandıramaz.
Komşu haklar içinde, icracı sanatçıların hakları bakımından önem taşıyan bir ilke, icracı sanatçının icra ettiği eser üzerindeki icradan doğan haklarının, sanatçının topluma yansıyan kişiliğini zedeleyecek bir biçimde kullanılamayacağı ilkesidir.
Bir icracı sanatçının, daha önce tesbit edilmemiş icralarının tesbiti, ticari amaçla çoğaltılmış icralarının kopyalarının kiraya verilebilmesi, ilk tesbiti izinsiz yapılan icraların çoğaltılması vb. hususlarda yazılı izninin alınması gerekir.
İcracı sanatçılar, yukarıda belirtilen hakları bir sözleşme ile bir yapımcıya devredebilirler (FSEK m. 80/II). Bir icracı sanatçı ile bir yapımcı arasında yapılan bir sözleşme ile çoğaltma, kiralama, icranın telli ve telsiz her çeşit araçla yayınlanması ya da temsili yoluyla faydalanma hakkı uygun bir bedel karşılığında yapımcıya devredilmiş ise, icracı ve yorumcu sanatçıların yazılı izni aranmaz. Ayrıca, koro, orkestra ve sahne eserlerinin icrasından doğan faydalanma haklarının devrinde de sadece şefin izni yeterlidir.
Ses taşıyıcısı yapımcılarının komşu haklarının korunmasında da aşağıdaki çözümler benimsenmiştir: Tesbit edilen seslerin doğrudan ya da dolaylı olarak çoğaltılabilmesi, ses taşıyıcısı kopyalarının kiralanması, ticari dolaşıma sunulmuş ses taşıyıcılarının radyo ve TV kuruluşları tarafından yayınlanması ya da kamuya açık yerlerde temsil edilmesi için yapımcıdan izin alınması gerekir.
Yayın kuruluşlarının komşu hakları içinde, bir konuda yayın üretme, yayınlarını tekrar yayınlama, başka araçlarla topluma gösterebilme veya bunların tümünü ya da bir bölümünü fonogram, videogram veya benzeri taşıyıcalara kaydetme, kayıtları çoğaltma, yayınlarının çoğaltılmış kopyalarını satışa sunma ve dağıtımını yapma gibi yetkiler yer almaktadır. Radyo ve TV kuruluşlarının komşu hakları da koruma altındadır. Bunların, başka yayın kuruluşları tarafından aynı anda veya yeniden telli ya da telsiz yayınlanabilmesi veya başka kişi ya da kuruluşlar tarafından girişi ücretli olan yerlerde toplumun yararlanımına sunulabilmesi için, yayını ilk olarak hazırlayan veya gösterime sunan yayın kuruluşundan yazılı izin alınması zorunludur.
Eser sahibinin haklarında olduğu gibi, komşu haklarda da, bazı yararlanımlar için izin alınması gerekli görülmemiştir. Örneğin, aile çevresinde gerçekleştirilen, özel ve ücretsiz icralar; özel kullanım için hazırlanmış çoğaltmalar ve evde yapılan kayıtlar; güncel bilgilendirme amacıyla toplantılarda yapılan sunuş ve konuşmalar; vb. gibi.
Komşu haklarda koruma süresi 70 yıldır. Bu sürenini başlangıcı, icracı sanatçılar bakımından, icranın tesbitinin ilk yayınlandığı tarihtir. Koruma, yapımcıların haklarında, ses taşıyıcılarının ilk yayınlandığı; radyo ve TV kuruluşlarının haklarında ise, programın ilk yayınlandığı tarihten başlayacaktır.
Komşu haklara tecavüz halinde, tecavüzde bulunana, ceza yaptırımları uygulanacağı gibi (FSEK m. 80/son); ayrıca, hukuk yaptırımları da uygulanır. Hukuk yaptırımları içinde, tecavüzün durdurulması, önlenmesi ve zararın giderimi yaptırımlarından komşu hak sahipleri de yararlanabilir.
Görüldüğü gibi, 4110 sayılı Kanunla komşu hakların korunması konusunda FSEK'e getirilen çözümler, Türkiye'nin, fikri haklar alanında bir "kilometre taşı" daha aşmasını sağlamıştır. Bu alanda, uzun süreden beri büyük boyutlara ulaşmış bulunan "korsanlık" eylemlerine karşı, çağdaş ölçülere uygun olarak gerekli önlemler alınmıştır. Şimdi, güncel olan sorun, bu yatırımların uygulanması sorunudur. "Kitaplardaki hukuk" (law in books) ile "uygulanan hukuk" (law in action) arasındaki uçurumun giderilebilmesi için, eser sahipleri ile komşu haklar sahiplerinin haklarını etkin bir şekilde koruyabilecek alt yapının hızla gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Türkiye, bu alanda da, hukuka aykırı hareket edenin yaptırıma uğramadığı ve "yapılanın, yapanın yanına kar kaldığı" bir ülke olmaktan çıkarılmalıdır.

Ergun Özsunay / İ.Ü. Hukuk Fakültesi
Medeni Hukuk ve Mukayeseli Hukuk Profesörü

 
     
 


 
 

| İçindekiler | Önceki | Sonraki |

 
     
 

TÜSİAD BÜLTEN: Kasım 1998