| |
21'inci
yüzyıla girerken uluslararası iktisadi ve siyasi ilişkiler köklü
değişikliklere uğramış ve ulusal devletlerin kendilerini
bu dinamiklerin dışında tutmaları zorlaşmıştır. Türkiye'nin
de, fikri haklarla ilgili yasal mevzuatının güncelleştirilmesi, gerekli
kurumsallaşmanın eksiksiz biçimde gerçekleştirilmesi ve
fikri hakların temel insan hakları arasında önemli bir yer işgal ettiği
gerçeğinin kamuoyu tarafından yeterli derecede anlaşılması, uluslararası
toplumla bütünleşme çabasının ayrılmaz bir parçası
olarak görülmektedir.
Toplum hayatının, insanların
yaratıcı ve üretici düşünce gücü olmaksızın gelişmesi
ve toplumsal dokunun ve gelişiminin ana unsuru olan düşünce
ürünlerinin toplum içinde ve toplumlar arasında hızla ve bağımsız
şekilde yayılmasına engel olabilmek mümkün değildir. Bu sebeple,
yaratıcı düşünce ürünleri ile düşünce ürünü
eser sahipleri ve toplumlar arasındaki ilişkinin düzenlenmesi gereği,
toplumların yaratıcı düşünce gücüne duydukları saygının
en belirgin göstergesidir.
Fikri haklarla ilgili
uluslarası sözleşmelerin ilk maddelerinde açıkça belirtildiği
üzere, eserler üzerinde eser sahiplerinin manevi ve maddi hakları en iyi
şekilde korunmalıdır.
Eserler üzerinde
eser sahiplerinin manevi ve maddi hakları en iyi şekilde korunmasında sağlanan
başarı, toplumların yaratıcı ve üretici düşünce gücüne
duyduğu saygının, toplum hayatının daha da güçlenmesi ve zenginleşmesi
için özendirmenin bir ölçüsü olarak görülmedir.
Bu nedenle, sağlıksız ve etkisiz hukuk kuralları ile yaratıcı düşünce
gücünün desteklenebilmesi, özendirilebilmesi ve hatta saygınlık
kazanabilmesi mümkün görülmemektedir. Fikri Haklar'ın kavram
ve müesseselerinin en önemlileri uluslararası sözleşme ve anlaşmalar
çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu alandaki ulusal yasaların
ve uygulamaların, uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla yapılan
düzenlemelerle, müesseselerle, kavramlarla ve uygulamayla uyum içinde
olması, uluslararası sözleşme ve anlaşmalara üye ülkeler
nezdindeki saygınlığı açısından önemlidir.
Fikri haklar içinde
önemli bir yer tutan sınai mülkiyet haklarının etkili ve kendi içinde
tutarlı uygulanması, verimlilik artışının ve teknolojik ilerlemenin ana faktörlerinden
birisidir.
Fikrin etkin olarak
korunmadığı, teknolojik ilerlemenin vazgeçilmez koşulu olan buluş
faaliyetlerinin teşvik edilmediği riskli bir ülkede yerli teknoloji
üretiminin gerçekleştirilmesi beklenemeyeceği gibi, yabancı
yatırımcının da yeni teknolojiye dayalı yatırım yapmak ve araştırma-geliştirme
faaliyetlerinde bulunmak için böyle bir ülkeyi tercih etmesi beklenemez.
Bu nedenle, fikri haklar içinde önemli bir yer tutan sınai mülkiyet
haklarının etkili ve kendi içinde tutarlı uygulanması, teknolojik gelişme
ve rekabet gücü artışı açısından gereklidir.
Dünya Ticaret
Örgütü kapsamı içinde yer alan TRIPS Anlaşması'nın lafzına
ve ruhuna uygun bir şekilde uygulanması gerekmektedir.
Fikri haklar içinde
önemli bir yer tutan sınai mülkiyet haklarının etkili ve kendi içinde
tutarlı uygulanması, için TRIPS Anlaşması'nın uygulanması gerekmektedir.
Ayrıca, Avrupa Topluluğu'nda yürürlükte bulunan koruma seviyelerine
eşit koruma seviyelerinin teminat altına alınması da Türkiye için
yasal bir zorunluluktur (Türkiye-AT Ortaklık Konseyi'nin 1/95 sayılı kararının
8 no.lu ekinin ikinci maddesi).
TÜSİAD Sanayi ve Şirket
İşleri Komisyonu
|
|