| |

Fikri Haklar Hukukunun
markaya ilişkin en son konusu da coğrafi işaret ve menşe
gösterilmesiyle ilgili uygulamalardır. Hukukun çoğu kez -ve de
anlaşılabilir nedenlerle - menşe belirtilmesine ilişkin uygulamayla
(örneğin 'Made in....' bilgisini içeren etiket gibi) karıştırılan
bu alan bugün açık ve net biçimde fikri mülkiyet haklarının
ilgi alanı dahilinde iken, menşe belirtilmesine ilişkin kurallar ise
daha doğru bir konumlandırmayla, uluslararası ticaret yasasıyla tüketicinin
korunması arasında yer alan gri bölgede kalmaktadır.
Coğrafi İşaretlerin
Korunması Hukuku (bazen menşein gösterilmesi olarak da anılmaktadır) bir
ürünün ortaya çıktığı menşee göre adlandırılmasıyla
ilgilenen ve ürünü, bu adı başka yerlerde üretilen ürünler
üzerinde kullanmak isteyen üreticilere karşı koruyan hukuktur.
Hukukun bu bölümü,
uluslararası alanda gerek TRIPS (22-24ncü Maddeler) kanalıyla gerekse Avrupa
Birliği'nde, 2081/92 sayılı, tarım ürünleri ve besin maddelerinin
coğrafi belirtici özelliklerinin ve menşe gösteren işaretlerinin
korunmasına ilişkin Konsey Yönetmeliğinin 17nci Maddesinde belirtilen
usuller (OJ L 208, 24.7.1 992) çerçevesinde önemli ölçüde
bir uyum uygulamasına tabi tutulmuştur. Kısa bir süre önce yayınlanan
bir yönetmelikte (No. 1107/96, OJ L 148/1 , 21 .6.96), üye ülkelerin
korumayı kabul ettikleri ürünler yer almaktadır. AB'da halen en çok
korunan ürünler yiyecek ve içecek maddeleridir. Bu durum, yiyecek
içecek meraklısı gurmelerin zihinlerinde güçlü çağrışımlar
yapan ve Fransız üreticilerince de anlayışla karşılanabileceği
gibi, üzerinde sadece kendilerinin hak sahibi olmak istedikleri dünyaca
ünlü yer adlarının bulunduğu Fransa'nın yoğun ve güçlü
lobi faaliyetlerinden kaynaklanmaktadır. Uyum çabaları başlangıçta
sadece alkollü içkilerin adlarının kontrol altına alınmasını hedef almışken,
şimdi bu gayretler çok geniş bir peynir ürünleri yelpazesini
(Roquefort, Neufchatel ve Camembert de Normandie gibi), etleri (agneau du Querci,
Dinde de Bresse ve Volqilles d'Alsace) ve hatta hayvani ve nebati yağları
da (Beurre d`Ardenne ve Lesbos zeytinyağı) içermektedir.
Esas itibariyle söz
konusu Yönetmelik yukarıdaki türden adları taşıyan ürünlerin
sadece adlarında geçen yerlerde üretilmelerini öngörmektedir.
Bu son Yönetmelik bir dereceye kadar, örneğin, Danimarka beyaz peynirinin
artık neden `feta' adını da içermediği sorusuna cevap vermektedir.
Bu durum, bildirildiğine göre henüz 'Feta' adlı bir yer ismi tespit
edilmediğinden, halen AB'daki tüm talebi karşılayamayan Yunanlı
peynir üreticileri için büyük bir darbe olmuştur.
Mevzuatın gerek TRIPS'in
gerekse Gümrük Birliği Kararının gereklerine uyum sağlayacak
hale getirildiği Türkiye'de yayınlanan kanun hükmünde bir kararname
ile, (27/6/95 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ve 7/11 /95 tarihli Resmi Gazete'de
yayınlanan 4128 sayılı kanunla değişiklik yapılan 555 no.lu KHK) coğrafi
özellikler altında yer alan doğal, tarımsal, madencilik ve sanayi ürünlerinin
ve el sanatlarının korunması amaçlanıyordu (Madde 1). Bu konuda koruma, mamulün
Türk Patent Enstitüsünde tescil ettirilmesiyle gerçekleştirilmekte
olup, tescil işlemi Türkiye'de ikamet eden veya Türkiye'de sınai
veya ticari kuruluşları olan; Paris veya Bern Sözleşmeleri uyarınca
haklara sahip olan ve Dünya Ticaret Örgütü üyesi hükmi
şahıslara açıktır.
Coğrafi İşaretlerin
Korunması Hukuku geçtiğimiz birkaç yıl içinde uluslararası
basın organlarında oldukça yoğun biçimde yer almıştır.
On yıl kadar önce, hukukun bu alanında 'Made in France' veya `Made in Turkey'
gibi ifadelerin malın kalitesi veya menşeinin belirtilmesi açılarından,
korunabilecek birer marka konusu oluşturup oluşturmayacakları gibi soruların
ağırlık kazanacağı sanılıyordu. Örneğin `Made in France'
etiketi bugün dünya çapındaki giyim tüketicisine, özellikle
de çocuk giyim eşyası alanında, hala, ürünün nerede imal
edildiğinden öte bir mesaj vermektedir.
Ancak, her halükârda,
globalleşme, GATT kapsamının genişletilmesi ve daha pek çok gelişme,
konuları değişik bir yöne saptırdığı gibi, bugün bu
gibi etiketler fikri hakları düzenleyenlerden farklı yasaların kapsamına alınmışlardır.
Yukarıda daha önce değinildiği gibi, AT içtihat hukukunda,
üye ülkelerin, malların AB'nin neresinde imal edildiğinin belirtilmesini
istemeleri men edilmektedir. Bu konudaki müphemlik ve Türkiye'nin Avrupa
ve Amerikan firmaları için bir taşeron imalat bölgesi olduğu
dikkate alındığında, her ne kadar fikri hakların konusunun, menşein
belirtilmesi konusu içinde yer almayacağı oldukça iyi anlaşılmış
bir husus ise de, menşein belirtilmesi konusunu çevreleyen sorunlarla
ilgili birkaç söz söylemek yerinde olacaktır.
Coğrafi menşein
gösterilmesine ilişkin yasaları büyük çoğunlukla
tüketicinin yanıltılması konularına dönük içtihat hukukuna
dayalı olan ve bu nedenle de bu çalışmanın kapsamı dışında kalan
Amerika Birleşik Devletlerini ele aldığımızda, bu konuyla ilgili ilk
sorunun cevabı basittir: menşe ülke belirtilmelidir. Ancak, Amerikan menşe
kurallarının bazen sübjektif bir şekilde uygulandığı görünümü
dikkate alındığında durum sanıldığı kadar basit değildir. Nitekim,
Avrupa Birliği'nin kısa bir süre önce ABD'de yeni yürürlüğe
giren, ve Avrupa'da 'imal' edilen, yani son işlemleri yapılan ipek ürünlerinin
üzerinde kumaşın menşeinin belirtilmesini şart koşan
yeni menşe kurallarından yakınmaları üzerine, söz konusu yasada derhal
istisnalara gidilmiş ve ileride yasada değişiklik yapılacağına
dair sözler verilmiştir. (Bak: 'U.S, Backpedals on Law that Hung `Made
in China' Tag on European Goods', Wall Street Journal; 8/8/97 [ABD, Avrupa Mallarına
'Çin Malı' etiketini Astıran Yasada Geri Adım Attı]). Bu durumda, Türk
ipeklerinin de, Türkiye'nin AT ile arasındaki Gümrük Birliği
çerçevesinde Amerika'ya ihraç edilmek üzere 'Made in Europe
(Avrupa Malı) olup olamayacakları sorusu cevapsız kalmaktadır.
AB'yi ele aldığımızda
ise, malların menşeinin, malların ticari dağıtımının yapılması esnasında
iki spesifik noktada önemli olduğu söylenebilir: Türkiye'den
AB'ye ithal edildiklerinde ve malların çeşitli üye ülkelerin
pazarlarına arz edildiği sırada. Mallar Avrupa Birliğine ithal edildiğinde,
gerek Gümrük Birliği kapsamındaki ayrıcalıklı durumlarının garantiye
alınması gerekse anti-damping vergileri konusunda ortaya herhangi bir sorun çıkıp
çıkmayacağını belirlemek üzere menşe gösterilmesinin
ve gerekli evrakların sunulmasının gerekli olduğu açık ise de, malların
üzerinde son tüketiciye menşe bildirmek üzere bir bilgi olmasının
gerekip gerekmediği ayrı bir konudur.
Sözleşmede
her ne kadar bütün mallarda imalat yerinin gösterilmesini şart
koşan genel taahhütler bulunmasa da, gıda maddeleri ve diğer tarım
ürünlerinin yanı sıra tekstil ürünleri de son tüketiciye
menşe bildirilmesine ilişkin özel kural ve yönetmeliklere tabidirler.
Milli kuralların bütün
mallar için geçerli olmasına bir örnek de, 31 Aralık 1988'de yürürlüğe
giren İngiltere Ticaret Tanımları (Üretim Yeri İşaretleme Emridir. Bu
belge, 'Avrupa'nın Öne sürdüğü şartların müzakere
edilmesinin gündeminde ağırlık taşıdığı bir bağlamda
Üye Ülkelerin milli kanunlarının önemi konusunda bir fikir vermesi
açısından incelenmeye değer bulunmuştur.
Bu İngiliz yasası,
malların ticari tanımlarında yanıltıcı olunması veya yanlış bilgi verilmesi
halinde cezai müeyyide getiren ve esas itibarıyla tüketiciyi korumaya yönelik
bir vasıtadır. Ticari tanıma, malların üretim veya imalat yerinin belirtilmesi
de dahildir. Bu emri ihlali cezai müeyyide gerektiren bir suç olup, suçun
işlenmesi halinde üst sınır olmayan bir para cezası veya azami iki yıllık
hapis cezası veya her iki müeyyide birden uygulanabilmektedir. Ticaret Tanımları
Yasası belediyelere ihlal potansiyeli taşıyan malları deneme amaçıyla
satın alma, mal ve belgelere el koyma yetkisi vermektedir.
Bu yasa uyarınca, nerede
üretildikleri veya imal edildikleri konusunda tüketiciyi yanıltabilecek
şekilde sunulan mallar üzerine, gerçek menşelerini belirtecek
veya yanıltıcı izlenimi giderecek işaretler konacaktır. Malın üzerinde
marka veya belirli bir dil kullanılması menşe gösterilmesini gerekli kılmak
için tek başına yeterli bir neden olamayacaktır. Ancak, markanın veya
dilin kullanılması göz önüne alındığında; malların sunulma
şeklinin tüketiciyi yanıltma olasılığı mevcutsa, menşe gösterilmesi
gerekli olabilecektir.
Örneğin
malların veya paketinin veya sergileme malzemesinin üzerinde imalatçının
kayıtlı bürosunun bulunduğu adres belirtiliyorsa ve bu adres malların
üretildiği ya da imal edildiği adresten farklıysa, adresin neye
atıfta bulunduğuna dair bir ifade, örneğin, '...tarafından ithal
edilmiştir' gibi, ilave edilmeli ya da üretim yeri belirtilmelidir.
İngiliz İşaretleme
Emri, gerek İngiltere'de gerekse İngiltere dışında imal edilmiş malların
ikmal zinciri dahilinde her yerde geçerlidir. Ticari faaliyeti esnasında,
gerçekte üretildikleri veya imal edildikleri yerden farklı bir yerde
üretildikleri veya imal edildikleri izlenimini veren veya nerede üretildikleri
veya imal edildiklerine ilişkin gerekli ibareyi taşımayan malları sağlayan,
sağlamayı öneren, açığa çıkaran, veya pazara sağlamak
üzere bulunduran herhangi bir kimse suç işlemiş olabilir.
Yukarıdaki örnek, malların üzerinde, menşe belirtilmesi açısından
milli kontrol sağlanmasına gösterilebilecek örneklerden sadece biridir.
AB'ye ihracat yapacak olanlar bütün ihracat pazarlarındaki benzer tedbirlerin
mevcut olup olmadığını belirlemelidirler. Her ne kadar yaptırımlar ithalatçılara
uygulanmakta ise de, tıpkı kullanma izni verilmemiş markalarda olduğu
gibi, ithalatçılar tazminat için çoğu kez üreticilere
yönelirler.
Şu hususa da
dikkat edilmelidir ki, giyim eşyasına işaret konması,örneğin
malın üretildiği veya imal edildiği yeri belirten menşe
veya marka konması, her ne kadar bu marka henüz 'Made in France'ın çağrıştırdığı
düzeyde bir prestiji taşımıyorsa da, olumlu bir etki yaratabilir. Helsinki
Temyiz Mahkemesinde bir süre önce görülen bir davada, mahkeme
Finlandiya'ya ithal edilen ve mahalli bir modeli tıpa tıp kopya etmesi nedeniyle
haksız rekabet yasalarını ihlal ettiği öne sürülen deri ceketlerin
bu yasaları ihlal etmediğine karar vermiştir. Bu karar, diğer
nedenlerin yanı sıra, malların üzerlerinde menşelerini açıkça
belirten markalar olmasına, (adlarından elde edilen ipuçlarına göre,
söz konusu, markalar Türk firmalarına ait markalardır) bu nedenle de tüketicinin
yanılmasının söz konusu olmayacağı gerekçesine dayandırılmıştır
(Salmi-Leather Oy, Teuva'nın Fidan Ltd. Vantaa/ya açtığı, 29,/10/96
tarihli ve 1997 19 EIPR D-1 74'te yer alan karar).
Virginia Brown KEYDER
Bu metin Textiles and Intelltual Property Law
/ Tekstil Ürünleri ve Fikri Mülkiyet Yasası Kitabından alınmıştır.
Çeviri: Mesut Önen
Yayınevi: İntermedia Uluslararası İletişim A.Ş
Yayınlanma Tarihi: Haziran 1998
|
|